Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ve Ankara Üniversitesi işbirliğiyle Urla Ankara Üniversitesi Mustafa Vehbi Koç Deniz Arkeoloji Araştırma Merkezi’nde “Sualtında Bulunan Kültür Varlıkları ve Korunması” adlı çalıştayın açılışı gerçekleşti.
Çalıştay açılışına Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Melik Ayaz, Urla Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek, Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar, Liman Tepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Hayat Erkanal, Antalya Müzesi Müdürü Mustafa Demirel, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Tire Müzesi, Çeşme Müzesi, Efes Müzesi, Sinop Müzesi, Bergama Müzesi Müdürlüğünden çok sayıda görevli ve birçok öğretim görevlisi katıldı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Melik Ayaz, Urla Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek, Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar’ın konuşmalarıyla başlayan çalıştay sunumlar ile devam etti.
“İZMİR, GERÇEKLEŞTİRİLEN KAZILAR ARASINDA EN FAZLA KAZIYA SAHİP OLAN İLİMİZDİR”
Burası bizim için çok önemli bir yer. Sadece çalıştay değil, sualtı arkeologları eğitim çalışması yaptırıyoruz burada. Bu çok önemlidir. Medeniyetlerin başkenti olan Ülkemizde sadece toprak altında tarihi kalıtınlar yok. Su altında da yatan bir tarih var diyerek konuşmasına başlayan Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Melik Ayaz; “Türkiye’de su altı arkeolojik çalışmaları 1960’lı yıllarda başladı. Hocamız Prof. Dr. Hayat Erkanal’ın Liman Tepe’de yapmış olduğu çalışmaları ulusal sempozyumlarda zevkle izledik. İzmirimiz ülkemiz için çok önemli bir yere sahiptir. İzmir, gerçekleştirilen kazılar arasında en fazla kazıya sahip olan ilimizdir. En önemlisi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Aziz Kocaoğlu’yla imzalamış olduğumuz işbirliği protokolü çerçevesinde sadece Bakanlığımız desteğiyle değil, yerelde de bu destekleri almaya devam ediyor olmasıdır” ifadelerini kullandı.
Bakanlık olarak ciddi maddi destek sağladıklarını, sadece kazıların yapılması değil, kazılar yapıldıktan sonra çıkarılan eserlerin korunması ve sergilenmesi için de oldukça çok çaba harcadıklarını belirten Ayaz, “Toplumumuza toplumsal kültür bilincinin artırılmasını çok önemsiyoruz. Bu aşamada Milli Eğitim Bakanlığı’yla ortak çalışmalarımız sürüyor. Eğer biz bu bilinci aşılayabilirsek toplumumuzun her kesimi bu eserlere sahip çıkacaktır. İnşallah AKÜSAM merkezinde bulunan laboratuvarda gerekli çalışmaları yapıp, özel uzmanlar getirterek su altında yer alan miraslarımız korunmasına yönelik bir çalışma yapacağız. Su altında olduğu gibi karada da çalışmalarımız devam ediyor. 2002 yılında 57 tane kazı yapılırken bu sayı 2015 yılında 120’ye çıkmıştır. Çıkan eserlerin korunması için ciddi çaba sarf ediyoruz. Burada olan herkese teşekkür eder, çalıştayın verimli geçmesini dilerim” diye ekledi.
“URLA, TARİHİ MİRASLARIN ÇOK OLDUĞU BİR YER”
Urla’da sizlere ev sahipliği yapmaktan çok memnun ve mutluyuz diyen Urla Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek; “Urla çok güzel ve özel bir yer. Birçok eski medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir yer. Tarihi mirasların çok olduğu bir yer. Bizler bu miraslara sahip çıkıyor ve çıkmaya da devam edeceğiz. Türk arkeolojisinin sualtıyla da yeni alanlar açarak devam edeceğine ve Urla’da da önümüzdeki yıllarda daha çok yeni eserlerle karşınıza çıkacağımız inancımızı bir kez daha tekrar ediyorum. Çalıştayın verimli geçmesini diliyorum” şeklinde konuştu.
“MİRASLARIMIZI KORUMAK İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPIYORUZ”
Su altındaki Kültürel Varlıkların korunmasına yönelik yapılan ikinci çalıştayın da Urla’da gerçekleşmesinden dolayı onur duyduğunu söyleyen Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar: “Herkesin bildiği üzere Anadolu toprakları, jeolojik devirlerden tarihin not düşmeye başladığı Hititlere, İonya’dan Roma’ya, Bizans’tan Osmanlı’ya katman katman, tabaka tabaka, hem yer altında, hem yer üstünde hem de su altında tüm uygarlıklara ev sahipliği yapmış çok özel bir coğrafyadır. Öyle ki Anadolu, Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Hatay’a gezebileceğiniz adeta bir açık hava müzesi gibi. 5 Bin yıldır aralıksız deniz ticareti yapılan bu limanlar, su buluntuları ve kültür varlıkların varlığı sualtının olduğu kadar medeniyetin derinliğini de gösteriyor. Çok kıymetli bir mirasın üzerinde oturduğumuzu biliyoruz. Ve bu değerli kültürel varlıkların özellikle ülkemizde korunmaya ihtiyacının olduğunun farkındayız. Koruma olgusunun salt yasal çerçevelerin yaptırımlarıyla sağlanmasının yanı sıra toplumumuzda da koruma bilincinin daha da yaygınlaşması gerektiği aşikârdır. Bir yerel yönetici olarak bu konuda elimizden geleni yaptığımızı ifade etmek isterim” dedi.